BU ETKİNLİKTE BEN DE VARIM

                Her birey, toplumun bir üyesi olarak çevresindeki bireylerden sevgi, saygı, ilgi ve kabul görmek ister. Yetenek ve yeterliliklerini keşfetmek ister. Projemizin amacı erken çocukluk dönemi öğrencileri ile özel gereksinimli öğrencilerin bir arada etkinlikler yapmasını sağlayarak kendine güven, sosyal bütünleşme, farkındalık oluşturma, empati, iletişim, işbirliği, ortak yaşam becerileri edinme, kişisel gelişimlerine katkı sağlama, kendilerini keşfetme gücünü ve farklılıkların bir zenginlik olduğunu çeşitli etkinliklerle fark etmelerini sağlamaktır.

HEDEFLERİMİZ;

    1. Öğrencilerimizin, gözlem yapma, sorumluluk gibi duygularının gelişmesini sağlamak.
    2. Özel gereksinimli öğrencilerin eğitimine katkı düzeylerinin yükseltilmesi diğer öğrencilerle işbirliği içerisinde farkındalık dalgasının yayılması.
    3. Farklılıkları olan bireyleri tanımak ve yardımcı olabilmek.
    4. İletişim ve sosyal becerilerini geliştirmek
    5. Özel gereksinimli öğrencilerin akranlarıyla ortak paydada olabileceği etkinliklerin varlığını saptamak, işbirliği yapmak.
    6. Ve birlikte çalışabilme becerisi geliştirebilme.
    7. Özel gereksinime ihtiyacı olan öğrencilerin öğretim sürecinde diğer süreçlerle uyum sağlamasına katkıda bulunarak öğrencilerin akran eğitiminin desteklenmesi.

BEKLEDİĞİMİZ SONUÇLAR; 

  1. Öğrenciler günlük yaşamlarında sıradan buldukları veya yeterince farkına varamadıkları değerlerinin, güçlerinin farkına varmaları. 
  2. Akranlarının paylaşımlarına bağlı olarak empatik becerilerini geliştirmeleri. 
  3. Araştıran, sorgulayan, yaratıcılıklarını, sosyal becerilerini ve iletişimlerini geliştiren dinleme, soru sorma ve kendisine yöneltilen soruları cevaplama becerileri gelişecek. 
  4. Gerçekleştirilen proje sonunda, çocuk gelişimi uzmanı tarafından projenin genel değerlendirmesi ailelere aktarılarak, farklılıkların bir zenginlik olduğuna dikkat çekilecektir. 

 

Yorumlar

  1. Proje çerçevesinde gözlemlediğimiz her durum eğitim öğretim konusunda da bize rehber teşkil edecek. Proje de yer alan tüm öğretmen arkadaşlara teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  2. Ekibimiz uzaktan eğitimi de avantaja dönüştürecek çok güzel bir projede buluşuyor. Heyecanlıyız Bu Etkinlikte Bzi de olacağımız için...

    YanıtlaSil
  3. Bu Etkinlikte Ben de Varım isimli projemizle öğrencilerimizi farklı okullardaki yaşıtlarıyla bir araya getirip ,farklılık ve farkındalık oluşturacak olmak heyecan verici. Aynı zamanda velilerimizi de güzel eğitimler bekliyor.

    YanıtlaSil
  4. YENİ BİR YIL...
    Her bitişin aslında yepyeni bir başlangıç olduğu düşünülürse, yeni yılın da hayatta yeni bir başlangıç olduğu görülüyor. Başlangıçlar bazen zorlasa da çoğu zaman güzeldir. Önemli olan kişinin başlangıçlara yüklediği anlam. Yeni başlangıçlarda umut, yeni hayaller ve hedefler var. Umut etmek, hayallerin ve hedeflerin gerçekleşmesi için motivasyonu arttıran en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Çünkü eğer umut varsa, kurulan hayallerin ardından gitmek ve bu hayaller için çaba sarf etmek kolaylaşıyor.
    Yeni yılın gelişiyle birlikte koyulan hedefler, genellikle içinde bulunulan yıl yapılamayanlar ya da eksik yapılan konularla ilgili oluyor. Bunları planlamak, geleceğe yatırım yapılmasını sağlıyor. Yapılamayanlara, yetiştirilemeyenlere, başarılamayanlara takılıp kalmadan yeniden daha büyük bir istekle başlanmasını kolaylaştırıyor. Kronometre sıfırlanıyor ve yeniden başlanıyor.
    Yaşanılan her anın çok değerli olduğu unutulmadan yeni yıl kucaklanmalı. Daha mutlu olmak, hayatın getirdiği tecrübeyle hayalleri ve hedefleri şekillendirmek ve böylece gerçeğe yakın beklentiler içine girmek; daha önceki hayal kırıklıklarının yaşanmamasını sağlıyor.
    Uzm. Dr. Esra Uğurlu Koçe,
    Alıntıdır.
    Umudumuzun hiç solmadığı sağlam adımlarla ilerlediğimiz birliğimizin bozulmadığı bir yıl olsun.. herkese sevgiler..

    YanıtlaSil
  5. Bir takvim daha eskidi. Bizim koskoca bir yıl olarak nitelendirdiğimiz ancak göz açıp kapayıncaya kadar geçen kısa bir zaman dilimi daha geride kalırken 2020 yılı da tarih raflarındaki yerini alacak.
    Hiç kuşkusuz 2020’yi daha ziyade doğal felaketler ve küresel pandemiyle mücadele yılı olarak hatırlayacağız.
    Bu mücadeledeki en büyük gücümüz ise umudumuz… Yeni yıl da yeni umutların müjdecisi, umutların dirildiği dönüm noktalarının en önemlisi…
    Yeni yılın
    ülkemiz ve milletimiz için hayırlı gelişmeleri de beraberinde getireceğine olan umudumu bir kez daha yinelemek istiyorum.
    Herkesin yeni yılını içtenlikle kutluyor, 2021 yılının ülkemize milletimize ve tüm insanliga iyilikler ve güzellikler getirmesini temenni ediyorum.

    YanıtlaSil
  6. Duygu Kübra ARER1 Ocak 2021 08:14

    Bu etkinlikle birlikte ne kadar çok çocuğa ve aileye dokunabilirsek o kadar mutlu olacağız. Kazandığımız her çocuk bizim için bir şans.

    YanıtlaSil
  7. Merve ALTUNÇİÇEK1 Ocak 2021 09:04

    Öğretmenlik toplumu şekillendiren en güzel meslektir. Bunun en güzel örneklerinden biri de bu proje.. Farkındalık oluşturmak, uzaktan eğitim sürecinde uzakları yakın etmek, birbiriyle tanışmak,çalışmak, ön yargıları yıkmak için bir adım atmak, öğrencileri ve velileri için gözlem olanakları sağlamak, empati kurmak, öğrenmek, eğlenmek değerlerine değer katmak...Öğretmen olarak bu etkinlikte ben de varım ve bu muhteşem ekiple yol arkadaşlığı yaptığım için çok mutluyum.

    YanıtlaSil
  8. Projeye başlarken zaten çok önem verdiğim bu konuda benim gibi düşünen heyecanlı, azimli meslektaşlarım olduğunu bilmek beni heyecanlandırdı. Toplumda farklılıklarımızla zenginiz, farklılıklarımızla biz olmayı başarıyoruz. Belki süre çok uzun değil ama proje tarihi sonlansa da biz çalışmamıza her aşamasıyla devam edeceğiz. Öğretmen olmak anlık değil; hayatın dokunabildiğimizi har anına dokunmak ve iz bırakmayı gerektirir. Nice gönüllere dokunabilmek ve ışık verebilmek dileği ile...

    YanıtlaSil
  9. Doğan Cüceloğlu
    dcuceloglu@haberturk.com

    Gerginlik ve güven
    KIZIM Ayşen torunumla birlikte Türkiye’ye geldi; bir tekne gezisi yaptık. Gezi bittikten sonra bir değerlendirmede bulunduk. Eşim Yıldız’dan bu değerlendirmeyi yazmasını rica ettim. Paylaşıyorum:
    Toplam dört günlük tekne gezimiz sırasında, mürettebat son derece saygılı, tatlı dilli ve güler yüzlüydü. Ancak söylenenler ve yaşananlara baktığımda, bana, mürettabat bizden sürekli bir şeyler saklıyor gibi geldi. Zira, mürettebatın deyişiyle “aksilikler” birbirini takip edip durdu.
    Seyahate çıkmadan bir gün önce, bize resimleri aylar önce gönderilen teknenin bozulduğunu ve daha küçük bir tekneyle değiştirildiğini öğrendik. Seyahatin ilk günü sabaha karşı, değiştirilen tekne de bozulmuş, yine tekne değişti. Bu değişiklik dolayısıyla, tekneye planlananın aksine Göcek yerine, Fethiye’den binmek durumunda kaldık. Yola çıkmamız geciktikçe gecikti. Yola çıkmadan önce mürettebat eşliğinde yaptığımız alışverişte, bize 4 günde tüketilmesi imkânsız miktarda malzeme satın aldırıldı. Herhangi bir malzeme için “Bu biraz fazla olmuyor mu?” diye sorduğumuzda, tutarsız cevaplar verildi. Seyahat sırasında tekneden gelen tuhaf sesler sonrasında, teknedeki tatlı suyun -neredeyse her gün- bittiği söylenerek, depoyu doldurmak için sürekli kıyıya geri dönüldü, bu sebeple seyahat Fethiye civarındaki koylarla sınırlı kaldı. (Seyahat sonrası konuştuğum yelkenci bir arkadaşım, bu tür bir teknede, mürettebatla beraber 8 kişiye, tatlı suyun en az 5-7 gün yetmesi gerektiğini söyledi.) Sessizlik istediğimizi belirtmemize rağmen, kalabalık koylara girildi. Biz bu olanların “farkında” olmamıza rağmen, şikâyetçi olmadık, söylenmedik, kavga çıkarmadık. Yalnızca, mürettebata sürekli “ama biz sakin bir yer istiyorduk, burası kalabalık”, “Telefonlarınızı şarj edebilirsiniz demiştiniz, edemiyoruz, başka hiçbir yol yok mu?”, “Su yine bitti galiba?” gibi hatırlatmalarda bulunduk. Biz bu hatırlatmalarda bulununca, taleplerimize çözüm bulundu.
    Son günün sabahı, uçağımızın kalkış saati 19:40 olmasına ve Dalaman’la Fethiye’nin arası en fazla 1 saat olmasına rağmen, bizi Fethiye’ye 13:00’te bırakmayı önerdiler. Böylece toplam 4 gün olan seyahatimiz, pratikte 3 güne inmiş olacaktı. Biz esasında 16:00’da Fethiye’ye varsak bunun uçağa yetişmeye yeterli olduğunu söyleyince, hemen kabul ettiler. Yola çıktık, ilk durmayı önerdikleri koyda deniz yüzeyi, maalesef gözle görülür biçimde kirlenmişti. Buna rağmen fikrimizi almadan, demir atmaya başladılar. “Ama burası çok kirli” deyince, “Peki, hemen başka bir koya gidelim,” dediler. Bu üç kez tekrar etti, üçüncü de istediğimiz gibi bir koya demirledik.
    Ayşen, “Yıldız, sanki sunduklarından daha fazlasını verebilirler ve bunun farkındalar ama sessiz kalırsan en azını veriyorlar, itiraz edersen, talebini kabul ediyorlar. Sana da öyle geliyor mu?” diye sordu. Ben de “Aynen, bana da öyle geliyor” dedim.
    Ayşen “Peki, başka zamanlarda da böyle hissediyor musun?” diye sordu. “Düşünmem lazım” dedim ve düşündüm, aklıma hizmet aldığım pek çok konu geldi, içimde çok sık buna benzer bir his olduğunu fark ettim.
    Manav, sesimi çıkarmazsam ya da dikkat etmezsem kese kâğıdına çürük meyveleri koyuyor, sitem edince geri bırakıyor; simitçi kurumuş, kavrulmuş simidi verebiliyor, uyarırsam değiştiriyor; ses çıkarmazsam insanlar sırada önüme geçebiliyorlar, sesimi çıkarınca “Aa, görmemiştik” diyorlar... Kendimi, çoğunlukla “dikkatli olmak” ve “hakkımı aramak” zorunda hissediyorum. Dikkatli olmazsam ve hakkımı aramazsam, ödediğimin karşılığını alamama, sıramı kaptırma, hakkımın yenilmesi ihtimali çok yüksek gibi bir his var içimde...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar